Fantastik
bir öykü. Yüz sayfayı aşan hacmiyle uzun öykü diye adlandırabileceğimiz
kitap, ülkemiz gerçeklerine değinirken geleneksel motiflerle güncel
yaşamı da fantastik örgü içinde sunmaktadır.
Anadolu’nun küçük bir köyünde yaşayan Memocan’ın düşlerini Avustralya’da
çalışan babasıyla buluşacağı gün süslemektedir. Babası bir gün dönecek ve
ona davullu zurnalı bir sünnet düğünü yapacaktır.
Çocuk
büyür beşinci sınıfı bitirir baba hala dönmemiştir. Derken köye bir çadır
tiyatrosu gelir. Tiyatroda gösteri yapan bir meddah Memocan’ın düşlerine
yeni bir yön verir…
Keloğlan’la el ele öylesine sihirli bir dünyaya girer ki çocuk, Kaf
dağı’nın ardından aşar, zaman mekan olmayan bir yolculukta Cengiz Han’ın
ordularının önünden de kaçar. Bir bakar karşısında Hoca Nasreddin. Bir
bakar sırtında bir demet odunla Yunus… Mevlana’yla sema yapar, Japon
Adalarında Samuraylara yol yordam sorar…